Work Text:
Havuzun yanında durmuş, Şahika'nın panik dolu nefeslerini izliyordu Leman. Ellerini omuzlarında bulduğunda, bunu ne zaman yaptığını bile anlayamadı. Sanki onu bıraksa... kadın paramparça olacak gibiydi.
"Sakin ol," kendi sesinin bu kadar yumuşak çıkmasına sinir oldu. Bu kadın düşmanı olmalıydı. Hedefi. Hesap kesmesi gereken kişi.
Ama gözlerinin önünde duran bu hâl... Hiçbir hesap planına uymuyordu.
"Annem yalan söyledi... Ada değilmiş..." Şahika'nın sesi titriyordu.
Leman'ın içi aniden sıkıştı, öfke değil... acıma değil... Başka bir şey. Onu rahatsız eden, adını koyamadığı bir yakınlık hissi.
"Nefes alamıyorum...Leman, nefes alamıyorum"
Kadının parmakları gömleğinin yakasında dolaşıyordu. Leman, düşünmeden düğmelere uzandı. Parmakları titredi.
Niye titriyorsun?
Bu kadın senin düşmanın.
"Açıyorum, dur," dedi Leman, sesi istemsizce yumuşayıp tehlikeli bir tona girerek.
Sonra tabii ki... Şahika tüm gömleğini çıkarıp attı. Leman gözlerini kaçırmak istedi ama kaçamadı.Sanki bakışları kendi iradesiyle hareket etmiyordu.
Omuz çizgisinin o hafif kıvrımı... Suyun henüz değmediği sıcak teni...
Direkt. Yakın. Elektrik gibi.
Leman'ın boğazı kurudu.
Ve sanki bunlar yetmezmiş gibi Şahika eteğini çıkarmaya başladı.
"Ya ne yapiyorsun?!" dedi hızla, panikle Leman. Eteği Şahika'nın üzerinde tutmaya çalıştı ama Şahika hiç oralı değildi.
En azından bir şey kontrol etmeye çalışıyordu. Ama olmuyordu.
"Bırak," Şahika'nın sesi hem kırgın, hem öfkeli, hem de tuhaf bir şekilde çocukça. "Bırak."
Leman bu durumda ne yapacağını bilemedi ve bakıp pes etti.
"Tamam, nasıl biliyorsan öyle yap," Leman dedi ve bir bardak su doldurmaya döndü.
Döndüğünde - Şahika havuzun dibindeydi.
Hareketsiz.
"Şahika?"
Ses yok.
Bu şehirde bir tane bile normal insan yok, diye Leman düşündü suyundan içirken. Yüzü umursamaz görünüyordu ama duruşu ve gözleri gerçeği ele veriyordu.
"Şahika?" diye yeniden seslendi. Kabul etmek istemiyordu ama endişelenmişti. Neden endişeleniyorsun ki?
Küfretti.
Ayakkabılarını çıkarıp tamamen giyinik halde suya atladı. Giysileri ağırlaştı, saçları yapıştı ama umrunda değildi. Su altında Şahika'yı yakalayıp yukarı çekti.
"Ne yapıyorsun sen?!" diye bağırdı Leman, panik sesi hâlâ titrek. "Boğulduğunu sandım."
"Ya ne boğulması? Kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum,"
Leman sinirlendi. Havuzdan çıktı ve sırılsıklam olmuş gömleğini sandalyeye fırlattı.
"şu halime bak," Ama Leman cümlesi daha bitmeden Şahika, hiç umrundaymış gibi bile davranmadan araya girdi:
"E soyunup atlasaydın o zaman." ve sudan çıkmaya çalıştı.
"Dur- dur, çıkma!" Leman dedi.
Sesi yükseldi.
Kontrolsüz.
Neredeyse yalvarır gibi.
Leman'ın içi karmakarışıktı. Ne yapıyor bu kadın? Şahika'nın sudan çıkmaya çalışmasıyla beraber, Leman'ın içindeki panik bir anda köpürdü.
"Ne yapıyorsun ha, ne yapıyorsun. Ben... mecbur muyum seni böyle görmeye?! Ha??"
Görkem istemiyorum. Çünkü görürsem... biterim. Sen şu sudan ağır ağır çıkarsan... Omuzlarından damlayan suyu görürsem, yüzündeki o sakinliği... o çizgiyi... Toparlan Leman, toparlan kızım.
Hızla başını çevirdi, bakışını kaçırdı çünkü o gözlere bir saniye daha baksaydı gerçekten batacaktı. Etrafa döndü, personelin birini gördü, eliyle aceleyle işaret etti.
"Pardon, Şey... bir bornoz, bir havlu... ne varsa getirin çabuk!"
Personel koşuştururken, Leman istemeden de olsa tekrar Şahika'ya döndü.
Omuzlarını gerip, kendini toparlamaya çalıştı ama sesi hâlâ çatlak, hâlâ fazla dürüsttü.
"Siz beni de delirttiniz artık," dedi, bir itiraf gibi, yarı kızgın yarı pes etmiş.
Şahika, sanki az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi, hafifçe gülümsedi. O kayıtsız, umursamaz gülümsemesi. Sonra sessizce geri dönüp suya bıraktı kendini, yüzmeye devam etti.
Leman ise bunun karşısında sadece gözlerini devirebildi.
İnanılmaz. Gerçekten inanılmaz.
Havuzun kenarında, beyaz bornozuna sarılmış halde oturan Şahika'nın yanına Leman yavaşça geldi. Üzerine hızlıca geçirdiği siyah elbise hâlâ biraz nemliydi ama en azından sırılsıklam değildi.
"Elbise için teşekkür ederim," dedi Leman, hafif bir nefes alarak otururken. "Sonra getiririm sana."
Şahika hiç düşünmeden başını iki yana salladı.
"Gerek yok. Yakışmış."
Leman'ın yüzü bir an durdu. Minik bir kızarma. Gözlerini kaçırması yarım saniye sürdü ama yeterliydi.
"Teşekkürler ..." dedi kısık bir sesle, sonra toparlanıp bakışlarını havuza çevirdi.
Bir sessizlik.
Ardından Leman daha kendine gelmiş bir tonla konuştu:
"Acaba... hani... böyle bir şey için... dolabında ne bileyim bir tişört, bir eşofman falan filan bulundursam mı?"
Şahika hafifçe güldü, hiç şaşırmış gibi değil, tamamen kendi o soğukkanlı rahat tavrıyla:
"Ben kıyafet rahatlığına inanmam. Ne kadar rahatsız, o kadar daha şık."
Leman gözlerini devirdi, ama içinde bir yer hâlâ o önceki cümlenin etkisindeydi: Yakışmış.
Sonradan Şahika Leman'a doğru eğildi ve sordu
"Peki... şimdi ne yapıyoruz?"
Leman bir baktı ona
"Ne yapıyoruz mu? Ben bir şey yapmıyorum. Sen yapıyorsun." saçını tararken söyled ve devam etti
"Önce Ada'yı bulacaksın. Sonra çıkıp herkezin önünde diyeceksin ki ‘benim kızım değildi, o yapmamış'. Ondan sonra da kızından özür dileyeceksin. Ve en son, lütfen artık gidip şu üstünü giyiyorsun. Çıkıyoruz sonra da. Hadi lütfen."
Şahika başını geriye çekti. Bakışı tam olarak: Bu kadın ne içti?
"Senin benim soyunmamla ilgili derdin ne??"
Bir an durdu. Gözleri kısıldı.
"Sshh... senin cinsellikle ilgili bir problemin mi var?"
Leman hemen susturdu onu, parmağını havaya kaldırıp:
"Şşş. Benim cinsellikle ilgili bir problemim yok. Ama bence senin mental problemlerin var."
Şahika kahkaha attı.
Şahika'nın bakışları Leman'ın yüzünde bir saniye fazla durdu.
Leman bunu fark edince göğsünde bir ısınma, bir huzursuzluk... bir şey dolaştı.
Leman geri çekilmek istedi ama bedeninde bir "gitme" sinyali vardı.
Şahika konuştu, ama sesi bu kez daha alçak, daha yakın:
"Sen neden bu kadar geriliyorsun ki?"
Leman kaşlarını çattı.
"Gerilmiyorum." Ama boğazında bir kuruma, yüzünde bir yanma.
Şahika hafifçe yana eğildi. Bornozunun yakası biraz açıldı. O anda sadece omuz çizgisi değil, göğsünün hafif hatları da belli oldu.
Leman'ın nefesi bir an kesildi. Gözlerini kaçırmak istedi ama yapamadı. Boynunun arkasında bir sıcaklık, karnında hafif bir düğüm hissetti. Kendini toparlamak için küçük bir nefes aldı.
Bu kadar yakın olmasını istemiyordu. Ama uzak durabilseydi... çoktan dururdu. Sorun da tam olarak buydu.
Kadın ailesiyle ilgili ciddi bir kriz yaşıyor... ve ben burada... nefes nefese, çünkü o böyle duruyor. Gerçekten harika zamanlama, Leman. Bravo.
Derin bir nefes aldı, toparlandı.
"Hadi," dedi, sert ama titrek bir kararlılıkla.
"Artık kalkıp üstünü giyiyorsun dedim. Çıkıyoruz."
Şahika'nın yüzüne yavaş bir gülümseme yayıldı. Tam bir ben seni görüyorum gülümsemesi. Bir şey söylemedi. Sadece Leman'a baktı. Uzun... ölçer gibi... hafif alayla.
Sonra, sessizce, ayağa kalktı.
Ve bornozunun bağını çözmeye başladı.
Bilerek.
Leman'ın sinir sistemine su döker gibi.
"Ya Şahika napiyorsun Allah aşkına," Leman'ın gözleri büyüdü. "Sen..sen.. ya sen iyimsin..," diye kekeledi.
Şahika'nın yüzünde en ufak bir pişmanlık yoktu, sadece ince bir gülüş.
"Ne? Yine rahatsız mı oldun?" dedi Şahika, bornozun iki ucunu elinde tutarken. "Üstünü değiştir dedin. Ben de değiştiriyorum." Sonra o imkânsız, kışkırtıcı şeyi yaptı: Bir göz kırptı.
Şahika'nın göz kırpması Leman'ı olduğundan da fazla durdurdu. Leman'ın yüzündeki o kısa, istemsiz tepkiler... Şahika'nın gözünden kaçmadı.
Tam tersine, onu cesaretlendirdi. Sessizce bir adım attı. Leman'ın alanına, fazla derine girmeden, ama hissettirecek kadar. Başını hafifçe yana eğdi, alttan bakar bir ifadeyle:
"Neden böyle donup kaldın?" Tonunda hafif bir şaka, hafif bir meydan okuma vardı. "Nefes alamıyorsun sanki."
Leman hemen toparlanır gibi yaptı: "Ben...sadece... şey.." Ama kelimeler ona ihanet ediyordu.
Şahika, Leman'ın duraksamasını izlerken bir adım daha yaklaşmadı. Sadece orada durdu. Yeterliydi. O yakınlık bile Leman'ın omurgasına elektrik yolluyordu.
Şahika'nın sesi bu kez daha yumuşaktı, ama hiç masum değildi:
"Demek acele ediyorduk.." Gözleri hafifçe bornoza, sonra Leman'a kaydı. "Ama sen hâlâ kımıldayamadın."
Leman'ın nefesi yine bir an kesildi. Bir adım atmaması, bir kelime söyleyememesi, her şeyi high-definition gibi ortaya koyuyordu.
Şahika bir saniyeliğine durdu. Hiç kımıldamadan. Leman'a baktı, gerçekten baktı. Alay yoktu artık. Tease yoktu. Sadece o ağır, yakıcı dikkat. Aralarındaki mesafe normal değildi. Bir nefeslik. Bir karar mesafesi.
Ve Şahika o açıdan, yukarıdan aşağıya bakarken, Leman kendini olduğundan daha küçük, daha savunmasız hissetti. Bu, gücün değil, çekimin yarattığı bir üstünlüktü. Leman'ın göğsü, Şahika'nın nefesiyle aynı ritimde inip kalkmaya başladı. Bu bir tesadüf değildi.
Göz göze geldiler.
Leman istemsizce bir adım geri aldı. O geri adım.. sakin değil, kontrollü değil, tamamen hayatta kalma içgüdüsüydü.
"Şahika... lütfen. Bu saçmalığı kes artık. Gerçekten" Bir nefes daha aldı, biraz daha sert ama titrek:
"Hadi. Rica ediyorum. Yukarı çık. Şu an bunu kaldıracak durumda değilim."
Şahika, o gerçeği görüp başını hafifçe salladı. Zarif, tehlikeli bir gülüşle arkasını dönerek merdivenlere yöneldi. Leman arkasından baktı. Havada kalan şeyin adı yoktu ama etkisi çoktu. Bu yarım kalmışlık...bir yerde tamamlanacaktı. İkisi de bundan kaçamayacaktı.
