Chapter Text
Sonunda mezuniyet gecesi gelip çatmıştı.Blaine, aynadaki görüntüsüne bakıp, boynundaki papyona gözlerini dikti. Bu papyonu ona geçen doğumgününde Kurt hediye etmişti. Siyah üstünde beyaz puantiyeler olan bir papyon… İki sene önce McKinley’e transfer olmuş, Dalton’un güvenli duvarlarını ardında bırakıp gerçek dünyayla yüzleşmeye karar vermişti. Maruz kaldığı onca zorbalıktan sonra,sonunda Ohio’dan gidecekti. Tabii ki Kurt de onunla beraber New York’a gidiyordu.
Böyle derin düşüncelere dalmışken, annesinin sesiyle kendine geldi.
“Blaine, tatlım geç kalacaksın.”
“Hemen geliyorum.” Son kez aynada kendisini kontrol ederek merdivenlerden aşağıya indi.
*
Her yer müzik sesiyle inliyor, herkes kendini ritmlerin akışına bırakmış dans ediyordu. Etrafa bir göz gezdirip, Glee kulübünde olanların yanına doğru yürüdü.
“Biz de nerede kaldığını merak etmiştik. Kurt nerede?” diye sordu Rachel, kolunu Finn’in beline sararak.
“Her zamanki gibi geç kalacak, hazırlanması ne kadar uzun sürüyor bilirsiniz.” dedi Blaine gülerek.
“Neden geç kaldığı belli oldu, bak geliyor.” dedi Mercedes.
Blaine kapıya doğru döndüğünde adeta nefesi kesildi. Kurt inanılmaz derecede güzel gözüküyordu. Böylesine karanlık, kapalı bir ortamda dahi pürüzsüz cildi parlıyordu. Gözleri ise salonu tarayıp onları bulmaya çalışıyordu.Blaine, gözleri ona kitlenmiş bir şekilde dikkatini çekmek için Kurt’e el salladı. Kurt onu görmüş olacak ki ,onlara doğru yaklaşıyordu. Gözgöze geldiklerinde kalbi duracak gibi oldu. Kim bu kadar güzel olabilirdi ki?Kurt, beyaz bir gömlek üstüne siyah bir takım giymişti. Blaine bir an için afalladı. O da neydi öyle?
“Evet ,bir kilt giyiyorum.dedi Kurt. Öcü görmüş gibi bakmana gerek yok.”
O kadar uzun süre bakmış mıydı ki? Kurt, tam önünde durmuş ona gülümsüyordu.
“Selam mille- oh Santana, eğer straight olsaydım şu an sana çıkma teklifi etmiştim.” dedi gülerek.
Santana, vücudunu tamamen saran ,kan kırmızı bir elbise giymişti. Gerçekten çok ateşli görünüyordu. Herkes oldukça şık giyinmişti. Hepsini tek tek incelemeye başladı Blaine. Rachel, pembe bir elbise giymişti. Finn her zamankinden farklı değildi; bir dev gibi gözüküyordu gene. Takım elbise onu daha da mı devleştirmişti ne?Brittany ,kısacık siyah bir elbise giyiyordu. Kolunu Santana’nın omzuna atmıştı. Gerçi Santana her zamanki gibi yan gözle Rachel’a bakıyordu. Mercedes mor, omuz askıları düşük bir tuvalet giyiyordu. Shane yanında devasa cüssesiyle dikiliyordu. Hemen az ileride Sam, Quinn’in elini tutmuş, Mike ve Tina ile konuşuyordu. Herkes şıktı bu gece. Herkes özenle hazırlanmıştı. Liseden mezun oluşlarını kutluyorlardı ama birbirlerinden ayrılacak olmanın burukluğu hepsinin yüzünden belliydi. Gene de hiçbiri bir Kurt değildi. Blaine’in hemen yanında dikilen güzeller güzeli adam… Masmavi gözlerini hiddetle Rachel’a çevirmişti. Gene Finn ile evlilik hakkında tartışıyorlardı anlaşılan.
*
Parti hızla ilerliyordu. Coşkulu parçalar yerini slow şarkılara bırakmıştı. Tüm çiftler dans pistinde salınıyorlardı. Rachel sahneye çıkıp Jar of Hearts’ı söylemeye başladı.
Blaine,Kurt’e elini uzatıp: “Bana verdiğin sözü unuttun mu yoksa?” dedi.
Kurt:”Tüm akşam oturdum, biraz dans etmekten bir şey olmaz heralde.” diyerek Blaine’le dans pistine doğru yol aldı.
Blaine,elini Kurt’ün beline koydu ve onun kollarını boynunun arkasına dolamasını bekledi. Müziğin melodisiyle sallanmaya başladılar.Blaine kıpkırmızıydı adeta. İlk aşkı kollarındaydı. Başını kaldırdığında, Kurt’ün ona sevgiyle bakan gözleriyle karşılaştı. McKinley’e geldiğinden beri onu en yakından tanıyan tek insana bakıp içini çekti. Deniz mavisi gözlerinde kaybolmayı dileyerek ona biraz daha yaklaştı.
Şarkının bitmesine çok az kala gelen bir ses,bütün büyüyü bozuvermişti o anda.
“Geciktiğim için özür dilerim Kurt. Yolda başıma neler geldi, anlatsam inanmazsın.” dedi Jess. Daha sonra Blaine’e dönerek:
“Burdan sonra ben devralsam olur mu” diye sordu.
“Ah sorun değil tabiki.”dedi Blaine isteksizce.
Glee kulübündekilerin yanına gidip dans edenlere baktı Blaine.’’ Ne bekliyordun ki?’’ dedi kendi kendine.’’ Jess gelmeyecek ve Kurt birden bire kollarına mı atılacaktı? Aptal!’’
İçini yiyip bitiren görüntüye tekrar baktı. Kurt ve Jess, etrafta kimse yokmuşçasına öpüşüyorlardı.
